Monday, November 2, 2015

Yeni Zelanda Avustralya Turu

Sydney'de Yılbaşı

Yılbaşı kutlaması deyince aklımıza ne gelir? Noel baba, kar, kapalı bir mekanda çılgın bir parti belki de? Hollywood bizi yeni yılı kutlarken kar, Santa Claus, ve kapalı mekanlarda şömine başında yapılan kutlamaları beklemeye alıştırdı. Günlük alışkanlıklarımız ise bir otel, restoran ya da kulüpte kapalı mekanda kutlama fikrini aşıladı beynimize. Oysa 31 Aralık gecesi dünyanın her yerinde kıuşın ortası ve kar tehlikesi anlamına gelmiyor. Güney yarımkürede 31 Aralık gecesi yazın etkisini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı günlere denk geliyor ve eğer Johannesburg, Buenos Aires, ya da Sydney gibi bir kentteyseniz yılbaşı demek sokak partisi, şort ve tişörtler, tiril tiril gömlekler, yazlık elbiseler ile yeni yıla girmek demek. Bu yazıda size yeni yılı en coşkulu şekilde kutlayan şehirlerden birisi olan Sydney'den bahsedeceğim. Yeni yıla Sydney'de girmek imkanı olanlar için mutlaka tadılması gereken tecrübeler listesine girmeli. İşte yeni yılı Sydney'de karşılamak için üç karşı konulmaz sebep!

Havai fişek gösterisi ve opera binası


Yılbaşı kutlaması denince akla ilk gelen görüntülerden birisi de Sydney Opera Binası siluetini arka plana alan muhteşem havai fişek gösterileridir. Şehrin pek çok yerinden çok güzel manzaralar sunan bu görsel şölen şehrin yılbaşı kutlamalarının da kalbi demek. Yılbaşı gecesi Sydney'in hemen her köşesinde ilginç bir eğlence bulmak mümkün ama ne yaparsanız yapın mutlaka kendinizi havai fişek gösterilerini izleyebileceğiniz bir yere konuşlandırın.

Bir Yaz Gecesi Rüyası


Yılbaşında paltolara bürünmeden de sokak partisi eğlencesini yaşayabilirsiniz. Bunun için güney yarımküreye geçmek ya da ekvatora olabildiğince yaklaşmak gerek. Sydney size yazlık elbiseleriniz, Avustralya'nın rahat ve samimi kültüründe parmak arası terlikler ve tiril tiril yazlık kıyafetler ile yılbaşı eğlencesi yaşama imkanı sunuyor. 31 Aralık günü Sydney'in uzun yıllar ortalama sıcaklığı 26 derece ve güneşli. Gece yarısına doğru ise sıcaklık 20-22 derece olacak. Ne bunaltacak kadar sıcak ne de sokakta zaman geçirmenizi zorlaştıracak kadar serin. 

Samimi ve Sıcak Avustralya Kültürü


Avustralyalılar İngilizce konuşan Anglo-saxon kökenli bir toplum olabilirler ancak iki yüzyıldan bu yana kendilrine ait bir kıtada dış tehditlerden uzak yaşamak, muhteşem bir doğada doğal zenginlikler içinde bir refah toplumu yaratmak hayata bakışlarını tipik Avrupa kültüründen biraz uzaklaştırmış. Resmiyete önem vermeyen, sıcak diyaloglara girmkten kaçınmayan, sanat ve sporu büyük bir tutkuyla seven bir millet. Kısacası tam biz Türklere göre bir seyahat noktası. Sydney sokaklarında yılbaşını kutlarken Avustralyalı tanımadığınız bir kişi gelip elinize bir bardak bira ya da kokteyl tutuşturup yeni yılınızı kutlarsa şaşırmayın.

PASTORAL TOUR İLE AVUSTRALYA YENİ ZELANDA TURU

Sydney'de rüya gibi bir yılbaşı geçirmek, Melbourne ve Sydney'de Avustralya'nın muhteşem doğasına daha yakından bakmak ve modern kent yaşamını tecrübe etmek, oradan Yeni Zelanda'nın pastoral ama aynı zamanda modern dünyasına bir göz atmak için Queenstown ve Auckland kentlerini ziyaret etmek için Pastoral Tour size muhteşem bir yılbaşı turu sunuyor. Ayrıntılar için programımıza aşağıdaki adresten göz atabilirsiniz.

Monday, January 19, 2015

Sevgililier Günü için Otel'e Gitmek

Sevgililer günü yaklaşıyor ve erkekler kabuslar görmeye başladı bile. Elbette birbirini gerçekten seven çiftler için sevgilerini paylaşmak için özel günler ve hediyelere gerek yok ama yine de beraber hoşça zaman geçirme fırsatının bulmuşken neden değerlendirmeyelim?

Erkekler doğru hediyeyi seçebilmek, bu özel günde sevdiklerini hayal kırıklığına uğratmamak için panik yapmaya başlamıştır. Ama aslında hiç korkmalarına gerek yok. Tek yapmaları gereken gala yemeği ve eğlence programı ile birlikte pazarlanan sevgililer günü programlarından birine rezervasyon yaptırmak. Giderek artan rekabet yüzünden her şey dahil konaklama, tüm yerli içkiler, ve gala programı dahil 200 TL'nin altında programlar bulmak mümkün. 

Ben favori turizm acentam olan Pastoral Tour'un Seferihisar Euphoria Aegean Resort and Spa'da düzenlediği programı örnek vereceğim. Ancak bu tek bakmaya değer programın bu olduğu anlamına gelmiyor. Tek yapmanız gereken sevgililer günü gala programı araması ile google'a saldırmak ve bir kaç telefon konuşması yapmak. Eğer hala kız arkadaşınız ya da eşinize alacak iyi bir hediye bulamadıysanız ortalama bir ayakkabı ya da çanta fiyatına birlikte mükemmel bir gece geçriebilir ve bu 14 Şubat'ı sadece lafta değil gerçekten de özel bir gece haline getirebilirsiniz.


Tuesday, January 13, 2015

Ren Nehri Turları

Braubach, Germany
 Nehir Turu deyince aklınıza ne geliyor? Tuna nehri mi? Amazon? Yangtze? Bunların hepsi nehir turuna çıkmak için muhteşem destinasyonlar ancak Türk seyahat severlerin arada sırada gözlerinden kaçan bir nehir var ki en keyifli, en pitoresk, en yoğun nehir turlarından bir kısmı bu nehirde gerçekleştiriliyor. Bu nehir hangisi mi? Elbette Ren nehrinden bahsediyoruz.

Ren lise tarih derslerinden hatırladığınızdan çok daha fazlasını barındıran 1300 km kadar uzunluğu ile Avrupa'nın en önemli akarsualarından birisi. İsviçre Alpleri'nden doğan nehir ilk olarak İsviçre ile Almanya'nın güney sınırını çiziyor, ardından Almanya Fransa sınırında nöbet tutmaya başlayan nehir bir kaç yüz km boyunca sınır çizgisini oluşturduktan sonra yoluna Almanya içlerinde kuzeye doğru devam ediyor. Bir süre sonra canı sıkılan Ren batıya dönerek biraz da Hollanda'yı sulamaya karar verir. Batıya doğru tüm Hollanda'yı kateden akarsu Kuzey Denizi'ne dökülür. 

Ren bu uzun yolculuğu boyunca dört ülke ve düzinelerce şehirden geçer. Bu elbette nehir turuna çıkan gezginler için iyi haber çünkü az zamanda bol bol şehir gezmek, her gün kendine özgü mimarisi ve kültürü ile yeni bir kenti tanımak demek. Zaten nehir turlarının en önemli avantajı olan "ilginç bir şehirden hiç bir zaman fazla uzakta olmamak" Ren için özellikle doğru.

Ren Nehir Turu için sık uygulanan rotalardan birisi Basel - Paris. Elbette Ren nehri Paris'e kadar uzanmıyor ama madem bir Avrupa seyahatine çıktık, madem Ren'in en büyük kolu olan Mosel nehrine girerek Luxemburg'a kadar çıktık o halde yolculuğu Paris'de iki gün geçirerek bitirmeyelim? Bu rotayı yukarı Ren ve Mosel Nehir Turu olarak tanımlamak mümkün. Basel, Strasbourg, Cochem ve Paris'i ziyaret etmenize olanak sağlayan bu rota 8 günü nehirde 2 günü Paris'te olmak üzere 10 günlük bir zaman dilimini kapsıyor.

Old Town, Strasbourg, France
Ren Nehri Turlarında yukarı Ren havzası yeteri kadar cazip gelmiyorsa o zaman akarsuyun aşağı havzasına doğru yol almaya, Amsterdam'dan başlayıp Basel'e kadar çıkmaya ne dersiniz. Mosel havzasına hiç bulaşmadan saf bir boydan boya Ren turu yapmış olmakla kalmayacak Amsterdam, Köln, Strasbourg, ve Basel gibi her biri kendi başına bir gezi planını hak eden şehirleri gezmiş olacaksınız.

Bu iki poüler rota dışında da Ren nehrini Tuna ve Seine ile birleştiren 12-15 günlük daha uzun, daha ilginç, ama aynı zamanda daha maliyetli turlar da seçenekleriniz arasında. Bu daha uzun soluklu nehir turlarında kimi zaman nehirleri birbirine bağlayan kanallardan geçerek aynı gemi güvertesinde kimi zaman ise gemi değiştirerek birden çok nehir üzerinde seyahat etmiş oluyorsunuz. Bütçesi ve takvimi geniş seyahat severler için daha cazip olan bu turlarda Tuna ve Ren üzerinde Amsterdam'dan Budapeşte'ye Avrupa'nın en güzel şehirlerinden bir kısmını gezmek mümkün. 

Kinderdijk, Netherlands
İnternet üzerinden satış yapan acentalar önde gelen Nehir Turu operatörlerinin programlarını tanıtmak ve satmak için büyük bir rekabet içerisinde. Pek çok acentanın web sayfasında indirimli nehir turu kampanyalarını, ya da erken rezervasyon indirim fırsatlarını takip edebilirsiniz. Pek çok acenta onlara iletişim bilgilerinizi bıraktığınız takdirde yeni nehir turu kampanyalarından ve indirimli nehir turu paketlerinden sizi haberdar etmek için seferber olacaktır. Eğer 2015 için yurt dışı seyahat planlarınız varsa nehir turlarını yabana atmayın derim.

Friday, January 9, 2015

Mississipi Nehir Turu

Blogu yazmaya başladığımdan bu yana çok yüksek bütçeli seçenekler üzerinde fazla durmamaya çalışıyorum. Hala zengin bir ülke değiliz ve binlerce lirayı seyahate ayırabilecek durumda olan şanslı kitle nüfusumuzun küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak arada sırada o kadar güzel turlara denk geliyorum ki yazmamak ayıp olur. Mississipi Nehir Cruise turu da böyle bir tur. Sadece ağzımızı sulandırmak için bile olsa incelemeye değer.

Mississipi dünyanın en uzun ve en fazla su taşıyan nehirlerinden birisi. Çok uzun bir rotada az eğimli ve derin bir yatakta aktığı için dünyanın gemi ulaşımına en uygun büyük nehirlerinden de birisi. New Orleans'ın hemen dışında Meksika körfezine dökülen Mississipi ABD'nin tüm güney ve ortabatı eyaletlerine ulaşan, bu eyaletlerde ticareti ve tarımı ayakta tutan bir can damarı. Aynı zamanda efsanevi çarklı nehir gemilerinin de 19.yüzyıl boyunca cirit attığı bir tarih abidesi. Bu kadim ve kıyılarına kurulmuş her şehir ve kasabası ayrı bir öykü anlatan nehiri yakından tanımak aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinin de tarihine keskin bir bakış atmak demek. Kısacası Mississipi'de cruise turuna çıkmak bir nehir üzerinde gemide zaman geçirmekten daha fazlası demek.

Mississipi nehrinde cruise turu hizmeti veren birden çok şirket var ancak son yıllarda ön plana çıkan ve uluslararası tanınırlığını arttıran American Queen Cruises en ilgi çekici ve doyurucu programları hazırlayan şirket. Ben bu yazıda hem Mississipi nehri hakkında kısa bilgiler vermek hem de nehir üzerindeki en popüler rotalardan birisi olan New Orleans - Memphis hattı hakkında bir kaç kelam etmek istiyorum.

Mississipi: Bir Nehirden Daha Fazlası


Kuzey Amerika'nın en büyük, dünyanın da en uzun 5 nehirinden birisi olan Mississipi devasa havzası ile tam 31 eyaletten ve iki Kanada bölgesinden su toplar. Bu aynı zamanda Mississipi'nin Amerika'nın eyaletlerinin üçte ikisinden geçtiği, ve yüz milyondan fazla insanın hayatına etki ettiği anlamına geliyor. Demiryollarının tüm ülkeyi sarmasından ve elbette havataşımacılığının yaygınlaşmasından on yıllar önce tüm Amerika'nın en önemli taşımacılık otoyolu Mississipi nehriydi. ABD'nin Batı kıyısındaki Kayalık dağlarından doğu kıyısını kucaklayan Apalaş dağlarına kadar olan geniş havzası bir yandan taşkın ovaları ile tarım açısından son derece verimli bir bölge yaratırken tarım ve sanayi ürünlerinin ekonomik ve  süratli bir şekilde transferi için de en uygun yöntemi sağlar. Geçtiği bölgeye hayat veren nehirleri düşününce aklımıza hep Nil, İndüs, Sarı Nehir, Amazon gibi nehirler gelir. Bu nehirler hep gözümüzde nispeten az gelişmiş bölgeleri ayakta tutan can damarları olarak canlanır. Çok daha gelişmiş bir ülkede olmasına rağmen Mississipi'nin ABD için önemi Ganj nehrinin Hindistan için olan öneminden daha az değil aslında. Diğer yandan taşımacılık için ideal şartlar sunan Mississipi Amerika Birleşik Devletleri'nin güney ve orta batı bölgelerini gezmek, Amerikanın kısa tarihinde kanlı ancak çok önemli bir yeri olan İç Savaş'ın kimi önemli muharebelerinin gerçekleştiği yerleri görmek, ve kısa zamanda kıta büyüklüğündeki bir ülkenin önemli bir kısmını ziyaret etmek için de ideal bir ortam sunuyor.

Sel ve fırtına sezonlarında sık sık su baskınlarına sebep olan Mississipi ile kıyılarında yaşayan Amerikalıların arasındaki ilişki tam bir aşk-nefret ilikisi. Hem mal ve can kaybına yol açan bu öfkelendiğinde önünde hiç bir gücün duramadığı dev nehirden çekinip ona ver yansın ediyorlar hem de yaşadıkları bölgenin ekonomisini ve dolayısıyla ailelerini ayakta tuttuğu için de ona derin bir sevgi ve saygı besliyorlar. 

İşte Mississipi üzerinde geçirilecek bir haftalık bir nehir turu bu denli ilginç ve Amerikan güney eyaletlerinin folklorüne derinden işlemiş bir olguyu da tanımak demek. En kısa haliyle Mississipiyi tanımak bir nehirden fazlasını tanımak demektir.

New Orleans'dan Memphis'e  


3.000 km'den daha uzun bir nehiri bir baştan ötekine tek bir seferde gezmek elbette imkansız. O yüzden de Mississipi nehir turları genellikle aşağı ve yukarı Mississipi olarak iki rota halinde yapılıyor. Bir de daha uzun, 12-14 günlük New Orleans - Memphis - New Orleans gidiş dönüş rotaları da satışa sunuluyor. Ancak benim izlenimim odur ki her ne kadar eşsiz bir deneyim sunsa da aynı gemide 12-14 gün geçirmek o kadar da eğlenceli değil. En iyisi bir haftayı aşmayan kısa rotalardan birinde Mississipiyi tanımak. Tipik bir aşağı Mississipi turu New Orleans'dan start alıyor. Çoğu cruise firması yolcuların New Orleans'da gemiye binmeden önce güzel bir gün geçirmesi için fiyatlarına bir gece otel konaklamasını da dahil ediyor. Böylece Mississipi'yi tanımaya belki de nehir üzerindeki en ilgi çekici ve şüphesiz en ünlü şehirde hoşça vakit geçirerek başlıyoruz. Dünyaca ünlü Mardi Gras şenliğinin ev sahibi New Orleans'da sokak çalgıcılarından Blues ve Jazz dinlemek, bardan aldığınız plastik bardaktaki biranızı yudumlarken Bourbon Street'de salınarak yürümek, eğlencenin sınır tanımadığı gece kulüplerinde dekadan keyiflere olan iştahınızı ve direncinizi test etmek...Ben şimdi böyle yazınca aklnıza New Orleans'ın bir günah şehri olduğu gelmesin. Amerika'da yasallık sınırında gezinen eğlence aktivitelerinin en yaygın olduğu şehirlerden birisi New Orleans ama eski Fransız mimarisi, müzik ve yemek kültürü ile bir eğlence kentinden çok daha derinlikli bir tecrübe vaad ediyor. Her yaştan ziyaretçinin, her zevke her alışkanlığa sahip gezginin kendinden bir şeyler bulabileceği ve ksinlikle daha zengin bir kültür birikimiyle ayrılacağı bir kent burası.

New Orleans'da geçirdiğiniz güzel günün ardından geminize biniyor ve kalkış saatini bekliyorsunuz. Cruise turlarının tipik bir özelliği gemiye biniş saatiniz ile kalkış saatiniz arasındaki bir iki saatlik hazırlık dönemini gemiyi keşfederek geçirebilmeniz. Eğer American Queen gemisinde seyahat edecek olursanız her boş dakikanızı gemiyi daha yakından tanımak için geçirmek isteyeceksiniz. Aşağıdaki kısa videoya bir göz atarsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Gerçekten de hem her türlü modern teçhizata ve beş yıldızlı gemilerden beklediğimiz konfora sahip hem de klasik nehir gemilerinin ruhunu yanıstan American Queen eşsiz bi gemi.

 Mississipi boyunca ilerlerken Memphise'e kadar Louisiana, Mississipi, Arkansas, ve Tennessee eyaletlerinden geçeceksiniz. Teker teker duraklayacağınız şehirler sezona ve katıldığınız tura göre değişkenlik gösterse de büyük ihtimalle önemli bir İç Savaş muharebesinin de geçtiği Vicksburg, Helena, yine Kuzey-Güney savaşının önemli bir muharebe alanı Nachez ziyaret edeceğiniz şehirler arasında olacak. Bu şehirlerde Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinin belirleyici özelliği olan büyük plantasyonları, genç kolonilerin ekonomisinin uzun süre lokomotifi olan büyük tarım çiftliklerini ve büyük toprak sahipelrinin gururu olmuş malikaneleri görme fırsatınız olacak. Eski muharebe alanlarında savaşın bıraktığı izleri görecek, Amerikan tarihinin kara sayfası köleliğin hüküm sürdüğü bu topraklarda köle gücüyle kazanılmış büyük zenginlikleri bir yandan üzülerek ve kızarak ama bir yandan da etkilenmekten kendinizi alı koyamadan tanıyacaksınız.


Son durağınız ise Memphis olacak. Elvis presley'in memleketi Memphis aynı zamanda Martin Luther King'in de vurulduğu şehir. Zengin, çalkantılı, ve şüphesiz ilgi çekici bir tarihi olan Memphis kısa ömrüne bir dolu tarihi kilometre taşını yerleştirmiş bir kent. Memphis aynı zamanda Mississipi boyunca kuzeye ilerleyen özgürlüğünü kazanmış kölelerin yanlarında getirdiği, yol boyunca dönüşerek günümüzde Blues türüne evrilen müziğin de Blues karakterini kazandığı şehir. Alt yapısını Blues'dan alan ilk Rock and Roll sanatçılarının da çıkış noktalarından birisi ve kesinlikle görülmeyi hak eden bir şehir.

Tipik bir aşağı Mississipi cruise rotası aşağı yukarı böyle. Ancak eğer Amerikaya kadar gitmişken bir kaç şehir daha göreyim derseniz bu cruise programlarını uçak bileti ve şehir turları ile birleştiren paket programlara da bir göz atabilirsiniz. New York'ta başlayıp Chicago'da sona eren böyle ilgi çekici bir paket program için Pastoral Tour'un Grand Mississipi Nehir Turu programına göz atmanızı tavsiye ederim. 

Wednesday, January 7, 2015

Midilli'de Sanat

Midilli adasına seyahat eden pek çoğumuz için Midilli ufak bir kaçamaktan ötesi değil. Büyük şehrin curcunasından uzak, Ege mutfağının güzel örnekleri ve keyifli bir taverna gecesi. Eğer yazın seyahat ediyorsak belki Ege'nin serin sularına şöyle bir dalıp çıkma fırsatını da tepmeyiz. Ancak pek çoğumuz Midilli'nin gerçek bir kültür ve sanat adası olduğunu, Avrupa'nın en çok saygı duyulan müzeleri arasında sayılan moder sanat müzesini, bir Midilli yerlisi olan Teophilos Chatzimichael'e adanmış müzeyi de içeren 9 müzeye ev sahipliği yaptığını bilmeyiz. Aslında kısa bir haftasonu ile geçiştirilmeyecek kadar ilginç ve zengin bir deneyim sunan Midilli'nin hakkını teslim etmek için bir yazı yazmam gerekiyordu artık ve işte buradayız.

Midilli adası Yunannistan'da kızıl ada olarak biliniyor. Tarihi boyunca muhalif entelektüeller, sanatçılar çıkartan, muhalif siyasi hareketlerin hep odağında olmuş ve bu gün bile aktif bir komunist partiyi barındıran, işçi hareketlerinin ilk filizlendiği, büyük grevlerin ilk ve en ateşli destekçisi olan Midilli tam anlamıyla bir muhalifler ve radikaller adası. Ancak kafanızda hemen radikal siyasi grupların ortalığı cehenneme çevirdiği bir eylemler adası gelmesin aklınıza. Midilli aynı zamanda sakin atmosferi, sağlıklı diyeti ile ortalama ömrün Avrupada en yüksek olduğu yerlerden birisi. Buna bir de çoğu Mytilene civarında olmak üzere adaya serpiştirilmiş 9 müzeyi ekleyin. Evet, karşınızdaki manzara bir gece iki günlük taverna ve Molivos turu dışında bir şey sunmayan turlardan çok daha fazlasını sunan bir ada. Malesef acentalar arasındaki amansız fiyat rekabeti yüzünden hepsi birbirine benzer, sadece Midilli'nin yüzeyini şöyle bir okşayan ama asla derinlemesine tanıma fırsatı tanımayan hesaplı turlar destinasyonu haline gelmiş durumda. 2 Gece 3 Gün 4 yıldızlı otelde konakmala ve şehir turları dahil 200 Euronun altında başka kaç yerde tatil yapabilirsiniz ki? Ancak Midilliyi bu şekilde bir ucuz kaçamak destinasyonu olarak kullanmak büyük bir potansiyeli heba etmek demek benim için.

Midilli'nin sunduğu daha nitelikli güzellikleri ve imkanların tamamını tek bir yazıya sığdırmak imkansız. İşte bu yüzden ben bu yazıda sadece Midilli'nin az bilinen hazinelerinden birisi olan Modern Sanat Müzesinden bahsedeceğim. Midilli'nin 9 müzesinden birisi olan modern sanat müzesi Türkiye'de fazla bilinmese de Avrupa'nın ileri gelen modern sanat müzelerinden birisi. Tam adı The Museum of Modern Art Eleftheriadis Tériade . Müzede Yiannis Tsarouhis, Orestis Kanellis, George Vakirtzis,George Rorris, Manolis Kalliyiannis, Kostas Charalabidis, ve Theophilos Hatzimichael koleksiyonları yer alıyor. Ancak müzeyi ilginç kılan tek özellik Yunanlı sanatçıların eserlerini toplamış olması değil. Aynı zamanda ünlü sanat eleştirmeni Stratis Eleftheriades ya da daha yaygın bilinen lakabı ile Teriade'ın yayınladığı 29 ciltten oluşan resimli dergi külliyatı da onun adına kurulan bu müzede yer almakta. Peki bu 29 kitap neden mi bu kadar önemli? Çünkü 1937-1975 arasında yayınlanan üç ayda bir basılan bu dergide yayınlanmak üzere dönemin en ünlü ressamlarına siparişler veriliyordu. Önce Verve 1960 sonrasında ise Grand Livres adıyla yayınlanan dergide, sadece bu dergide yayınlanmak üzere resim yapanlar arasında Matisse, Le Corbusier ve Picasso da yer alıyor. Midilli'de orijinal bir Picasso çizimi görebileceğinizi söyleseler inanır mıydınız?

Midilli'nin ziyaretçileri için sakladığı cevherler bununla sınırlı değil elbette ve ben arada sırada bunlardan bahsetmeye devam edeceğim. Siz de eğer yolunuz Midilli'ye düşerse bu güzel adayı sadece kısa süreli hesaplı bir kaçamaktan ibaret görmeyin ve biraz olsun keşfetmeye çalışın. Emin olun kısa tatiliniz çok daha keyifli geçecek.

Monday, December 22, 2014

Akdeniz'de Cruise Turu

Akdeniz cruise turları için belki de ideal deniz. Muhteşem doğal güzellikler, ilgi çekici şehirler, her yeni limanda farklı, renkli, tecrübe etmeye değer kültürlerle karşılaşma imkanı. Üç kıtanın birbiriyle buluştuğu noıktada, aynı tur içerisinde üç farklı dünyanın kadim şehirlerini görme fırsatı elde edebilirsiniz. Aynı cruise turu içerisinde Türkiye; İtalya ve Afrika kıyılarını görebilir, tarihi, kültürü, birbiriyle ilintili ama bir oakdar da farklı kentleri geçmişleri ve bugünleriyle tanıyabilir, insanları ile kaynaşabilirsiniz.

Uzun lafın kısası Akdeniz turları gezginlere paralarını karşılığını eksiksiz sunan programlar olabilir. Elbette yukarıdaki paragrafa bakıp Akdeniz'de cruise turunua çıktınız mı aynı anda üç kıtayı birden göreceğiniz izlenimini edinmeyin. Bir iç deniz olsa da Akdeniz aslında devasa bir su kütlesi. bir milyon kilometre kareden geniş bir alan kaplayan, yer yer 3000 metre derinliğe ulaşan bu deniz çağlar boyunca havzasında yaşayan insanların hem yaşam kaynağı hem de zaman zama felaketi olan kadim, engin bir deniz. Haliyle hiç bir cruise turu Akdeniz'in sunduğu cevherlerin tamamını birden önünüze seremez. Oddisseus'un Ege'yi aşmasının seneler ve onlarca efsane yaratan maceralara mal olduğunu düşünürsek modern bir cruise gemisinde bir kaç günde tüm Akdeniz'i tanımak arzusunun ne kadar yersiz olduğunu anlarız. Ancak bu blog size tura çıkarken paranızın karşılığını en iyi şekilde almak için neler yapmanız gerektiği konusunda tavsiyeler verden bir kaynak ve Akdeniz turu seçerken de nelere dikkat etmeniz gerektiğini gözden geçireceğiz.

1 - Başlangıç ve bitiş noktalarına dikkat edin.

Temel olarak iki tur cruise rotası vardır. Loop yapan turlar ve mekik dokuyan turlar. Loop yapan turlar sizi bir limandan alırlar, tur programları süresince limandan limana gezer ve tur bitiminde sizi aldıkları limana geri dönerler. Cruise turalrının büyük çoğunluğu bu kategoridedir. Mekik dokuyan turlar ise sizi bir başlangıç noktasından alıp bir bitiş noktasında bırakır, rotayı tersine çevirerek yeni müşteriler ile tekrar programa başlar. Bu tip tırlar genellikle nehir turlarında uygulanır. Loop yapan turlar bağlantı uçuşları konusunda avantajlıdır çünkü gidiş dönüş bileti almanıza olanak sağlar. Eğer mekik dokuyan bir tura katılırsanız önce kalkış limanına uçmanız, varış limanından da dönüş biletinizi almanız gerekebilir. Bu problem uçuşlar ile paketlenmiş cruise turları için geçerli değil elbette. Öte taraftan mekik dokuyan turlar ise size daha uzun bir rota fırsatı sunabilir. 

2 - Limanlara giriş çıkış saatlerine dikkat edin.

Yedi günlük bir programda altı ya da yedi şehirde demirleyebilirsiniz. Tur programına bakarken arzu ettiğiniz birden çok şehire uğrayacağınız görüp ikna olabilirsiniz. Dİkkat etmeniz gerekn temel bir nokta limana varış ve limandan ayırlış saatlerinizdir. Kimi zaman programlar bazı şehirlerde sadece 4-5 saat geçirmek üzere tasarlanır. Eğer görmek istediğiniz bir şehirde sadece 4 saat demirleyecekseniz orada geçireceğiniz zamandan pek bir şey anlamayacağınızı baştan kabullenmeniz gerekir. Gemiden inmek, gemiye geri dönüş ve gemiye geri biniş işlemleri sırasında geçen zamanı da hesaba katınca otobüsle kısa bir şehir turu yapmaktan öte bir aktiviteye zaman kalmayacağını anlarsınız. Kimi zaman cruise şirketleri kendi ekstra şehir turlarını satmak üzere böyle uygulamalar yapar. Eğer, mesela, Mallorca'da sadece 4-5 saatiniz varsa en akıllıca hareket paket turlardan birini alıp az zamanda çok şey görmektir. Eğer 10-12 saatiniz olsaydı kendi başınıza şehri keşfe çıkabilir, keyfinizce zaman geçirebilirdiniz. Oysa sadece 4 saatte bu imkanınız olmayacak. O yüzden limana varış ve limandan ayrılış saatlerine dikkat edin. 

3 - Gemide Türkçe rehberlik hizmeti olup olmadığını sorun

Yunan Adaları turlarında genellikle yeteri kadar Türk yolcu olduğu için Türkçe rehber bulunur. Ancak Batı Akdeniz'e açılan turlar, kalkış noktası İtalya da Fransa olan turlar her zaman Türkçe rehber bulundurmayabilir. Firmaların büyük çoğunuluğu paket programları pazarlarken eğer Türkçe rehber varsa bunun reklamını yapar. Eğer Türkçe rehberlik hizmetleri sizin için önemliyse bunu sorgulamayı unutmayın. Elbette, gemide bu rehberin asıl görevinin size ekstra tur satmak olduğunu, parasının çoğunu sattığı turlardan aldığı komisyonlardan çıkardığını aklınızdan çıkartmayın. Rehberler size ellerinden geldiğince pahalı turları satmaya çaba sarfedecektir.

Bu listeye daha pek çok tavsiye eklenebilir ancak ben bu günlük bu kadarıyla yetineceğim. Yazıya son vermeden önce Batı Akdeniz'de dengeli, açık denizde az zaman geçiren, limanlarda makul süreler geçiren bir tura link vereceğim. MSC Armonia ile Akdeniz Cruise Turu. 

Monday, December 15, 2014

Tur Operatörlüğünün Sonu Mu Geliyor?

6 Gece 7 Gün Paris turu 399 €. Maldivler turu 1099 €...Büyük tur şirketleri, ETS, Jolly, Tatil.com, v.b. sürümden kazanarak, tamamen sıradan ve olabildiğince çok insana aynı anda hitap edecek paketler ile seyahati ucuz hale getiriyor. İstanbul dışındaki şehirlerde büyük tırizim portallarının şubeleri yerel tur operatörlerinin yerini almaya başlıyor. Acaba küçük seyahat acentalarının sonu mu geliyor?

Aslında bu çok uzun zamandan beri tartışılan bir konu. Seyahat acentası, İngilizce tabiriyle travel agent, 1990'ların sonuna kadar tüm dünyada seyahate çıkanların yolculuklarında hizmet almak zorunda oldukalrı kuruluşlardı. Tek tıkla uçak bileti, iki tıkla otel rezervasyonu yapmak mümkün değildi. Bilgiye erişimin bu kadar kolay olmadığı yıllarda seyahat acentalarının asıl gelir kaynağı uçak bileti, otel rezervasyonu gibi temel seyahat ihtiyaçlarını karşılamaktı. Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde uygun fiyata uçak bileti bulmak ve otel rezervasyonu yapmak konusunda uzmanlaşan, komisyonla çalışan, hatta verdiği seyahat fikri ve planından bile para kazanan acentalar vardı. Danışmanlık hizmeti veren finans şirketleri gibi danışmanlık hizmeti veren seyahat acentaları çok iyi paralar kazanıyordu.

Hava yolculuğunun ucuzlaması, internetin yaygınlaşması ile birlikte ilk olarak uçak biletleri acentaların temel gelir kalemlerinden birisi olarak kalmaya devam etse de ciroların içindeki payı azalmaya başladı. Özellikle Orbitz, Travelocity gibi seyahat portalları yüzlerce havayolunun onbinlerce uçuşunu parmak ucumuza getirdi. Acentaların müşterilerine verdiği fiyatlar bir kaç dakikalarını internette arama yapmaya ayırabilecek herkesin internet üzerinden ulaşabilecekleri fiyatlar ile zor rekabet eder hale geldi. 

Ardından online uçak bileti satan şirketler bilet ile birlikte otel rezervasyonu, araba kiralama hizmeti gibi servisleri de online olarak vermeye başladılar. 2000 ler ile birlikte hem seyahatin en temel unsurları hakkında bilgi sahibi olmak için bir acentaya ihtiyaç duymamaya başladık hem de bu hizmetleri oldukça uygun fiyatlar ile rahatlıkla satın alabilmeye başladık. Bu dönemde ayakata kalan küçük acentalar paket tur programları hazırlayan şirketler oldu. Kısacası iki tıkla halledilemeyecek seyahat hizmetlerinin cirolar içindeki payı artmaya başladı. Son senelerde ise bu konuda da büyük şirketler küçük şirketleri ezmeye başladı. tatil.com, jollytour, ets, v.b gibi şirketler dağıttıkları acentalıklar ve sürümden kazanmaya dayanan sistemleri ile kitle turizmi yapmaya başladılar. Bu şirketlerin turları hesaplı olmasına hesaplıydı ama pek çok seyahat sever insanın beklentilerini karşılamaktan uzak olmaya devam ediyor.

Büyük İstanbul acentalarının tamamen ele geçiremediği tek alan özel, butik turlar olarak kaldı. Doğaları gereği sadece 10-12 kişinin katılacağı, katılımcıların arzularına göre tasarlanmış turları karlı olarak işletemeyecekleri için büyük şirketler henüz daha butik turları yutmayı başaramadılar. Peki butik turları düzenleyen acentalar için hayat kolay mı? Hiç de değil. Jenerik geniş bütçeli ve ortalamaya hitap eden turlar fiyat rekabetinde sınır tanımıyor. Seyahat konusunda tecrübeli olmayan müşteriler tur içeriklerini ve hizmet kalitesindeki farkı rahatlıkla göremedikleri için ağırlıklı olarak fiyat üzerinden karşılaştırma yapıyorlar. Bu çok doğal eğilimin zarar verici sonucu ise butik tur düzenleyen acentaların yüksek operasyon maliyetlerine rağmen fiyat rekabetine girmeye zorlanması oluyor. Kar marjını çok düşüren bu rekabet hiç bir manevra alanı bırakmadığı için ancak risk alarak düzenlenebilen egzotik turların daha nadiren portföylere dahil edilmesine sebep oluyor. Aynı zamanda aylar öncesinden ödemesi yapılması gereken bilet ve otel rezervasyonları konusunda da şirketlerin daha az risk almasına yol açıyor. 

Oysa pek çok butik tur operatörü ETS, Tatil.com gibi büyük şirketlerin asla sağlayamayacağı hizmeti sunabilir. Küçük bir arkadaş grubuna tamamen kişiselleşmiş turlar düzenlemekten tutun, az sayıda insanın gideceği egzotik, alışılmadık rotalara gezi düzenlemeye kadar seyyahın özel arzularını ve ihtiyaçlarını dikkate alan programlar ancak işinin ehli, küçük, butik operatörler tarafından düzenlenebiliyor.

Kaliteli seyahatin fabrikasyon turlara yenik düşmemesi için butik seyahat acentalarının hayatta kalması önemli.