Showing posts with label Nehir Turu. Show all posts
Showing posts with label Nehir Turu. Show all posts

Tuesday, January 13, 2015

Ren Nehri Turları

Braubach, Germany
 Nehir Turu deyince aklınıza ne geliyor? Tuna nehri mi? Amazon? Yangtze? Bunların hepsi nehir turuna çıkmak için muhteşem destinasyonlar ancak Türk seyahat severlerin arada sırada gözlerinden kaçan bir nehir var ki en keyifli, en pitoresk, en yoğun nehir turlarından bir kısmı bu nehirde gerçekleştiriliyor. Bu nehir hangisi mi? Elbette Ren nehrinden bahsediyoruz.

Ren lise tarih derslerinden hatırladığınızdan çok daha fazlasını barındıran 1300 km kadar uzunluğu ile Avrupa'nın en önemli akarsualarından birisi. İsviçre Alpleri'nden doğan nehir ilk olarak İsviçre ile Almanya'nın güney sınırını çiziyor, ardından Almanya Fransa sınırında nöbet tutmaya başlayan nehir bir kaç yüz km boyunca sınır çizgisini oluşturduktan sonra yoluna Almanya içlerinde kuzeye doğru devam ediyor. Bir süre sonra canı sıkılan Ren batıya dönerek biraz da Hollanda'yı sulamaya karar verir. Batıya doğru tüm Hollanda'yı kateden akarsu Kuzey Denizi'ne dökülür. 

Ren bu uzun yolculuğu boyunca dört ülke ve düzinelerce şehirden geçer. Bu elbette nehir turuna çıkan gezginler için iyi haber çünkü az zamanda bol bol şehir gezmek, her gün kendine özgü mimarisi ve kültürü ile yeni bir kenti tanımak demek. Zaten nehir turlarının en önemli avantajı olan "ilginç bir şehirden hiç bir zaman fazla uzakta olmamak" Ren için özellikle doğru.

Ren Nehir Turu için sık uygulanan rotalardan birisi Basel - Paris. Elbette Ren nehri Paris'e kadar uzanmıyor ama madem bir Avrupa seyahatine çıktık, madem Ren'in en büyük kolu olan Mosel nehrine girerek Luxemburg'a kadar çıktık o halde yolculuğu Paris'de iki gün geçirerek bitirmeyelim? Bu rotayı yukarı Ren ve Mosel Nehir Turu olarak tanımlamak mümkün. Basel, Strasbourg, Cochem ve Paris'i ziyaret etmenize olanak sağlayan bu rota 8 günü nehirde 2 günü Paris'te olmak üzere 10 günlük bir zaman dilimini kapsıyor.

Old Town, Strasbourg, France
Ren Nehri Turlarında yukarı Ren havzası yeteri kadar cazip gelmiyorsa o zaman akarsuyun aşağı havzasına doğru yol almaya, Amsterdam'dan başlayıp Basel'e kadar çıkmaya ne dersiniz. Mosel havzasına hiç bulaşmadan saf bir boydan boya Ren turu yapmış olmakla kalmayacak Amsterdam, Köln, Strasbourg, ve Basel gibi her biri kendi başına bir gezi planını hak eden şehirleri gezmiş olacaksınız.

Bu iki poüler rota dışında da Ren nehrini Tuna ve Seine ile birleştiren 12-15 günlük daha uzun, daha ilginç, ama aynı zamanda daha maliyetli turlar da seçenekleriniz arasında. Bu daha uzun soluklu nehir turlarında kimi zaman nehirleri birbirine bağlayan kanallardan geçerek aynı gemi güvertesinde kimi zaman ise gemi değiştirerek birden çok nehir üzerinde seyahat etmiş oluyorsunuz. Bütçesi ve takvimi geniş seyahat severler için daha cazip olan bu turlarda Tuna ve Ren üzerinde Amsterdam'dan Budapeşte'ye Avrupa'nın en güzel şehirlerinden bir kısmını gezmek mümkün. 

Kinderdijk, Netherlands
İnternet üzerinden satış yapan acentalar önde gelen Nehir Turu operatörlerinin programlarını tanıtmak ve satmak için büyük bir rekabet içerisinde. Pek çok acentanın web sayfasında indirimli nehir turu kampanyalarını, ya da erken rezervasyon indirim fırsatlarını takip edebilirsiniz. Pek çok acenta onlara iletişim bilgilerinizi bıraktığınız takdirde yeni nehir turu kampanyalarından ve indirimli nehir turu paketlerinden sizi haberdar etmek için seferber olacaktır. Eğer 2015 için yurt dışı seyahat planlarınız varsa nehir turlarını yabana atmayın derim.

Friday, January 9, 2015

Mississipi Nehir Turu

Blogu yazmaya başladığımdan bu yana çok yüksek bütçeli seçenekler üzerinde fazla durmamaya çalışıyorum. Hala zengin bir ülke değiliz ve binlerce lirayı seyahate ayırabilecek durumda olan şanslı kitle nüfusumuzun küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak arada sırada o kadar güzel turlara denk geliyorum ki yazmamak ayıp olur. Mississipi Nehir Cruise turu da böyle bir tur. Sadece ağzımızı sulandırmak için bile olsa incelemeye değer.

Mississipi dünyanın en uzun ve en fazla su taşıyan nehirlerinden birisi. Çok uzun bir rotada az eğimli ve derin bir yatakta aktığı için dünyanın gemi ulaşımına en uygun büyük nehirlerinden de birisi. New Orleans'ın hemen dışında Meksika körfezine dökülen Mississipi ABD'nin tüm güney ve ortabatı eyaletlerine ulaşan, bu eyaletlerde ticareti ve tarımı ayakta tutan bir can damarı. Aynı zamanda efsanevi çarklı nehir gemilerinin de 19.yüzyıl boyunca cirit attığı bir tarih abidesi. Bu kadim ve kıyılarına kurulmuş her şehir ve kasabası ayrı bir öykü anlatan nehiri yakından tanımak aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinin de tarihine keskin bir bakış atmak demek. Kısacası Mississipi'de cruise turuna çıkmak bir nehir üzerinde gemide zaman geçirmekten daha fazlası demek.

Mississipi nehrinde cruise turu hizmeti veren birden çok şirket var ancak son yıllarda ön plana çıkan ve uluslararası tanınırlığını arttıran American Queen Cruises en ilgi çekici ve doyurucu programları hazırlayan şirket. Ben bu yazıda hem Mississipi nehri hakkında kısa bilgiler vermek hem de nehir üzerindeki en popüler rotalardan birisi olan New Orleans - Memphis hattı hakkında bir kaç kelam etmek istiyorum.

Mississipi: Bir Nehirden Daha Fazlası


Kuzey Amerika'nın en büyük, dünyanın da en uzun 5 nehirinden birisi olan Mississipi devasa havzası ile tam 31 eyaletten ve iki Kanada bölgesinden su toplar. Bu aynı zamanda Mississipi'nin Amerika'nın eyaletlerinin üçte ikisinden geçtiği, ve yüz milyondan fazla insanın hayatına etki ettiği anlamına geliyor. Demiryollarının tüm ülkeyi sarmasından ve elbette havataşımacılığının yaygınlaşmasından on yıllar önce tüm Amerika'nın en önemli taşımacılık otoyolu Mississipi nehriydi. ABD'nin Batı kıyısındaki Kayalık dağlarından doğu kıyısını kucaklayan Apalaş dağlarına kadar olan geniş havzası bir yandan taşkın ovaları ile tarım açısından son derece verimli bir bölge yaratırken tarım ve sanayi ürünlerinin ekonomik ve  süratli bir şekilde transferi için de en uygun yöntemi sağlar. Geçtiği bölgeye hayat veren nehirleri düşününce aklımıza hep Nil, İndüs, Sarı Nehir, Amazon gibi nehirler gelir. Bu nehirler hep gözümüzde nispeten az gelişmiş bölgeleri ayakta tutan can damarları olarak canlanır. Çok daha gelişmiş bir ülkede olmasına rağmen Mississipi'nin ABD için önemi Ganj nehrinin Hindistan için olan öneminden daha az değil aslında. Diğer yandan taşımacılık için ideal şartlar sunan Mississipi Amerika Birleşik Devletleri'nin güney ve orta batı bölgelerini gezmek, Amerikanın kısa tarihinde kanlı ancak çok önemli bir yeri olan İç Savaş'ın kimi önemli muharebelerinin gerçekleştiği yerleri görmek, ve kısa zamanda kıta büyüklüğündeki bir ülkenin önemli bir kısmını ziyaret etmek için de ideal bir ortam sunuyor.

Sel ve fırtına sezonlarında sık sık su baskınlarına sebep olan Mississipi ile kıyılarında yaşayan Amerikalıların arasındaki ilişki tam bir aşk-nefret ilikisi. Hem mal ve can kaybına yol açan bu öfkelendiğinde önünde hiç bir gücün duramadığı dev nehirden çekinip ona ver yansın ediyorlar hem de yaşadıkları bölgenin ekonomisini ve dolayısıyla ailelerini ayakta tuttuğu için de ona derin bir sevgi ve saygı besliyorlar. 

İşte Mississipi üzerinde geçirilecek bir haftalık bir nehir turu bu denli ilginç ve Amerikan güney eyaletlerinin folklorüne derinden işlemiş bir olguyu da tanımak demek. En kısa haliyle Mississipiyi tanımak bir nehirden fazlasını tanımak demektir.

New Orleans'dan Memphis'e  


3.000 km'den daha uzun bir nehiri bir baştan ötekine tek bir seferde gezmek elbette imkansız. O yüzden de Mississipi nehir turları genellikle aşağı ve yukarı Mississipi olarak iki rota halinde yapılıyor. Bir de daha uzun, 12-14 günlük New Orleans - Memphis - New Orleans gidiş dönüş rotaları da satışa sunuluyor. Ancak benim izlenimim odur ki her ne kadar eşsiz bir deneyim sunsa da aynı gemide 12-14 gün geçirmek o kadar da eğlenceli değil. En iyisi bir haftayı aşmayan kısa rotalardan birinde Mississipiyi tanımak. Tipik bir aşağı Mississipi turu New Orleans'dan start alıyor. Çoğu cruise firması yolcuların New Orleans'da gemiye binmeden önce güzel bir gün geçirmesi için fiyatlarına bir gece otel konaklamasını da dahil ediyor. Böylece Mississipi'yi tanımaya belki de nehir üzerindeki en ilgi çekici ve şüphesiz en ünlü şehirde hoşça vakit geçirerek başlıyoruz. Dünyaca ünlü Mardi Gras şenliğinin ev sahibi New Orleans'da sokak çalgıcılarından Blues ve Jazz dinlemek, bardan aldığınız plastik bardaktaki biranızı yudumlarken Bourbon Street'de salınarak yürümek, eğlencenin sınır tanımadığı gece kulüplerinde dekadan keyiflere olan iştahınızı ve direncinizi test etmek...Ben şimdi böyle yazınca aklnıza New Orleans'ın bir günah şehri olduğu gelmesin. Amerika'da yasallık sınırında gezinen eğlence aktivitelerinin en yaygın olduğu şehirlerden birisi New Orleans ama eski Fransız mimarisi, müzik ve yemek kültürü ile bir eğlence kentinden çok daha derinlikli bir tecrübe vaad ediyor. Her yaştan ziyaretçinin, her zevke her alışkanlığa sahip gezginin kendinden bir şeyler bulabileceği ve ksinlikle daha zengin bir kültür birikimiyle ayrılacağı bir kent burası.

New Orleans'da geçirdiğiniz güzel günün ardından geminize biniyor ve kalkış saatini bekliyorsunuz. Cruise turlarının tipik bir özelliği gemiye biniş saatiniz ile kalkış saatiniz arasındaki bir iki saatlik hazırlık dönemini gemiyi keşfederek geçirebilmeniz. Eğer American Queen gemisinde seyahat edecek olursanız her boş dakikanızı gemiyi daha yakından tanımak için geçirmek isteyeceksiniz. Aşağıdaki kısa videoya bir göz atarsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Gerçekten de hem her türlü modern teçhizata ve beş yıldızlı gemilerden beklediğimiz konfora sahip hem de klasik nehir gemilerinin ruhunu yanıstan American Queen eşsiz bi gemi.

 Mississipi boyunca ilerlerken Memphise'e kadar Louisiana, Mississipi, Arkansas, ve Tennessee eyaletlerinden geçeceksiniz. Teker teker duraklayacağınız şehirler sezona ve katıldığınız tura göre değişkenlik gösterse de büyük ihtimalle önemli bir İç Savaş muharebesinin de geçtiği Vicksburg, Helena, yine Kuzey-Güney savaşının önemli bir muharebe alanı Nachez ziyaret edeceğiniz şehirler arasında olacak. Bu şehirlerde Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinin belirleyici özelliği olan büyük plantasyonları, genç kolonilerin ekonomisinin uzun süre lokomotifi olan büyük tarım çiftliklerini ve büyük toprak sahipelrinin gururu olmuş malikaneleri görme fırsatınız olacak. Eski muharebe alanlarında savaşın bıraktığı izleri görecek, Amerikan tarihinin kara sayfası köleliğin hüküm sürdüğü bu topraklarda köle gücüyle kazanılmış büyük zenginlikleri bir yandan üzülerek ve kızarak ama bir yandan da etkilenmekten kendinizi alı koyamadan tanıyacaksınız.


Son durağınız ise Memphis olacak. Elvis presley'in memleketi Memphis aynı zamanda Martin Luther King'in de vurulduğu şehir. Zengin, çalkantılı, ve şüphesiz ilgi çekici bir tarihi olan Memphis kısa ömrüne bir dolu tarihi kilometre taşını yerleştirmiş bir kent. Memphis aynı zamanda Mississipi boyunca kuzeye ilerleyen özgürlüğünü kazanmış kölelerin yanlarında getirdiği, yol boyunca dönüşerek günümüzde Blues türüne evrilen müziğin de Blues karakterini kazandığı şehir. Alt yapısını Blues'dan alan ilk Rock and Roll sanatçılarının da çıkış noktalarından birisi ve kesinlikle görülmeyi hak eden bir şehir.

Tipik bir aşağı Mississipi cruise rotası aşağı yukarı böyle. Ancak eğer Amerikaya kadar gitmişken bir kaç şehir daha göreyim derseniz bu cruise programlarını uçak bileti ve şehir turları ile birleştiren paket programlara da bir göz atabilirsiniz. New York'ta başlayıp Chicago'da sona eren böyle ilgi çekici bir paket program için Pastoral Tour'un Grand Mississipi Nehir Turu programına göz atmanızı tavsiye ederim. 

Tuesday, December 2, 2014

Nehir Turu mu Gemi Turu mu?

Yazının başlığı aslında bir anlatım bozukluğu içeriyor ama daha kısa bir ifade aklıma gelmedi. Teknik olarak nehir turları da gemi turu sayılır ama siz bu yazıda yaptığımız karşılaştırmanın ne olduğunu anladınız. Populeritesi giderek artan nehir turları Avrupa nehirlerini bir turizm otoyoluna çevirdi. Tuna, Rennes, Rhine, Mosel havzaları ticaret için olduğu kadar turizm için de vazgeçilmez geçitler haline geldi. O halde gelin nehir gemisinde şehirden şehire atlamak mı yoksa devasa bir cruise gemisinde tura çıkmak mı daha avantajlı bakalım.

Doğal olarak bu sorunun herkes için geçerli bir cevabı yok. Kimisi Akdenizde cruise turunu tercih ederken bir başkası Tuna nehir turuna katılmak isteyebilir. Ancak eğer kararsızsanız, ve su üzerinde olmak istiyorsanız o zaman iki gemi turunun avantajlarını ve dezavantajlarını inceleyelim.

Şehirler Kültürler

Ziyaret edilen şehir sayısı ve şehirlerde geçirilen zaman bakımından nehir turları her zaman standart cruise turlarına göre daha avantajlıdır. Nehir gemileri genellikle her gün yeni bir şehire yanaşır ve orada oldukça uzun zaman geçirir. Bu derecede yoğun bir cruise turu genellikle sadece Yunan Adaları turlarında her gün yeni bir ada ziyaret etmek şeklinde gerçekleşir. Ancak bu turların bile bir ya da iki adayı sadece bir iki saatle geçiştirmek gibi mecburiyetleri var. 

Manzara

Manzara konusunda olay tamamen sizin neyi sevdiğinize bağlı. Tipik olarak cruise gemileri geceyi seyir halinde ve gündüzün büyük kısmını demirlemiş olarak geçirir. Nehir gemileri de buna benzer bir seyir izlerler. Ancak aralarında şöyle bir fark var. Nehir turlarında manzara her zaman size daha yakıun, daha çavuk değişen, ve çeşitlidir. Gece seyir halinde bile şehir ışıkları, kasabalar izlenmeye değecek bir manzara sunar. Gemi tuırlarında ise seyirin önemli bir kısmı açık denizde gerçekleşecektir. Eğer sonsuz mavilikler sizin için iyi bir manzara demek değilse o zaman seyir zevki açısından sizin için ideal olmayabilir.

Servis ve Konfor

Nehir gemileri daha küçük, ve doğaları gereği daha dar gemilerdir. Kapasiteleri 100-200 yolcu arasında değişir. Genellikle çok iyi yetişmiş ve tecrübeli mürettebat ile çalışırlar. Bu yüzden nehir gemilerinde çok daha iyi hizmet alabilirsiniz. Ancak küçük bir gemide olduğunuzu unutmayın. Nehir gemileri cruise gemielrinde olan devasa alanalra, havuzlara, oyun alanlarına, tiyatrolara sahip değildir. Cruise gemilerinde yolcu kapasitesi 4000'e kadar yaklaşabilir ve bu 4000 yolcuya hizmet veren mürettebatın sayısı 1000'i aşabilir. Bu kadar büyük bir mürettebatı tamamen aynı kalitede ve eğitim seviyesinde tutmak zor olduğu için arada sırada standart altı mürettebat ile karşılaşabilirsiniz. Ancak geminin fiziksel konforu beş yıldızlı otellerde bile göremediğiniz düzeye çıkabilir. 

Seyir Konforu

Nehir gemileri küçük tekneler olmasına rağmen nehirde yol aldığı için çoğu zaman sakin sularda seyir halindedir. Fazla sallanmazsınız. Okyanus aşırı cruiselarda ise dev boyutlarına rağmen çalkantılı denizlerde okyanusun gücünü hissedebilirsiniz. Cruise gemileri üretilen en güvenli tekneler arasında olsalar dahi fırtına sırasında kayda değer derecede sallanacaklarını göze almanız gerekir. Ancak eğer deniz tutmasından müzdarip değilseniz konforunuzun çok fazla etkilenmeyeceğini söyleyebiliriz.

Umarım bu kısa rehber nehir ve deniz turları arasında tercih yapmak zorunda kaldığınızda size yardımcı olacak bir klavuz görevi görür. Benim iflah olmaz bir gezgin olarak tavsiyem elbette su üzerinde tatil yapmanın bu iki yöntemini de keyifle test etmeniz yönünde olacak. Kaliteli bir nehir turu külürel açıdan da çok doyurucu olacakken iyibir gemide geçrieceğiniz bir haftalık bir cruise sizi konfora öylesine alıştırır ki evinize döndüğünüzde bir süre aynı hizmeti bulamadığınız için hayal kırıklığına dahi uğrarsınız. Sonuçta hemen her seyahat seçeneği gibi nehir ve gemi turlarının da avantajlı ve dezavantajlı yanları, farklı seyyahlara değişki şekillerde hitap eden tarafları vardır.

Bol seyahatli günler dileriz